13 Aralık 2017

Organ Bağışı

 

Organ bağışı nedir?

Beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin ölmeden önce kendi isteği ve şahitler huzurunda bir tıp kurumunun onayıyla veya beyin ölümü gerçekleştikten sonra yakınlarının onayıyla, organ değişimine ihtiyacı olan bir hastaya organ nakli için gerekli organını ya da organlarını vermesine, bağışlamasına “Organ Bağışı” denir.

 

Ülkemizde organ nakli durumu nedir?

Organ bağışı konusundaki kadavradan nakil işlemi 10 Ekim 1978 tarihinde gerçekleştirilmiştir. 1990 yılından sonra günümüze kadar dünyadaki tüm gelişmeler takip edilmiş ve organ bağışı aygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı her zaman organ bağışının yanında durmuş ve müslümanlık dinine aykırı olmadığını belirtmiştir. 2001 yılında Ulusal Koordinasyon Merkezi kurulmuş ülkemiz organ nakli konusunda 6 merkez bölgeye ayrılıp organ temini daha düzenli ve hızlı hale getirilmiştir.

Diyaliz hasta sayısı 2005 yılında 28.507'ye ulaşmıştır. 2005 yılı verilerine göre yılda 8.928 yeni hasta diyalize başlarken, her yıl diyalizdeki hastaların %10.7'si hayatını kaybetmektedir. 2005 verilerine göre son dönem böbrek yetmezliği olan hastaların %78.3'ü hemodiyaliz, %10.2'si periton diyalizi ve %11.2'si böbrek nakli ile tedavi edilmektedir. Bu veriler ışığında 2006 yılı sonu ile yaklaşık 40.000 hastanın diyalize girdiği, karaciğer ve kalp bekleyen hastalarla Türkiye'de yaklaşık 44.000 hastanın organ beklediği ortaya çıkmaktadır. Bu organ bekleyen hastalara her sene 8-9 bin yeni hasta eklenirken ortalama 7.000 hastada bekleme listesinde hayatını kaybetmektedir.

 

Kadavradan organ naklinin ülkemizdeki oranı nedir?

Ülkemizde kadavradan yapılan organ bağışı rakamları hala dünyanın çok gerisinde kalmaktadır. Türkiye’de yapılan organ bağışları arasında İzmir ili başı çekmektedir. Bu ili son yıllarda Antalya izlemektedir.

 

Organ bağışı nasıl ve nerelere yapılır?

Yasalara göre herkesin, iki tanıkla birlikte, kendisi öldükten sonra organlarını bağışladığını belirten bir belgeyi doldurarak imzalamasıyla ve bu belgeyi yetkili kurumlara teslim etmesiyle yapılmış olur. Bu belgeler yetkili kurumlarca hazırlanmış olabileceği gibi, kişinin kendisinin hazırladığı bir belge de olabilir. Ayrıca sürücü belgesi alan kişiler, belgede “organlarımı bağışlıyorum” bölümünü işaretlemiş olmakla, organlarını bağışlar. Organlarının tümü, biri ya da birkaçı bağışlanabilir. Bu seçenekler bağış belgelerinde vardır.

 

Organ bağışı belgesinin anlamı nedir?

Kişi bu belgeyi yanında bulunduracak olursa, ölümü halinde bağış vasiyeti yerine getirilir. Kişi bağış kararı aldıktan sonra vazgeçebilir, bunun için belgesini imha etmesi veya yanında organlarını bağışlamadığını beyan eden bir belge taşıması yeterlidir. Organ bağışı yapmak istemediğini bir belge ile belirten kişiden hiçbir koşul altında organ alınması mümkün değildir. Organ bağışlamak tam anlamıyla kişinin iradesiyle ve gönüllü biçimde yapılır.  

 

Organ bağışı hangi kuruluşlar aracılığı ile yapılır?

Organ Bağışı; sağlık müdürlüklerinde, hastanelerde, emniyet Müdürlüklerinde (ehliyet lımı sırasında), organ nakli yapan merkezlerde, rrgan nakli ile ilgilenen vakıf, dernek vs. kuruluşlarda yapılabilir. Kişinin kendi düzenlediği bir belge de yeterlidir. Burada en önemli konu organ bağışı yapan kişinin bu vasiyetini  kendi ailesine ve yakın çevresine haber vermesidir. Çünkü organ bağışı kişinin ölümünden sonra gerçekleşebilir. Bu nedenle, organ bağışında bulunmş kişinin yakınları bu vasiyetini bilmezler ise, yapılmış bağışın bir geçerliliği kalmamaktadır. Çünkü pratik uygulamada geçerli olan akrabaların vereceği onay olmaktadır.

 

Organ nakli ile ilgili yasalar nelerdir?

Kadavradan organ naklinin yapılabilmesi için beyin ölümü belgesinin hazırlanmış olması, kişinin sağlığında organlarını bağışlaması, bağışladığına dair bir belge yoksa yakınlarının rızasının alınması şarttır. Kadavradan organ naklinin gerçekleşmesi için belirleyici olan hasta yakınları olmaktadır. Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya dokularını, tedavi,teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmemiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise sırayla eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafaktıyla ölüden organ ve doku alınbilir.

Kişinin ölümü anında yanında herhangi bir yakını yoksa, ve üzerinden organlarını bağışlamadığına dair bir belge çıkmazsa, 2594 sayılı yasa, organlarının alınmasına izin vermektedir. Ölünün fizik bütünlüğünü değiştirmeyen organlar, (örneğin kornea) herhangi bir bağış ya da izin aranmaksızın nakil için alınabilir.

 

Beyin ölümü nedir?

Beyin ölümü, tüm beyin fonksiyonlarının geri dönüşsüz kaybıdır. İlk olarak 1968 yılında Harvard'da tanımlanmış ve beyin ölümü kriterleri Harvard Kriterleri olarak yerleşmiştir. Bu nedenle “Beyin Ölümü” tanısı dünyanın her yerinde aynı standartlarda konur.Travma ya da hastalık nedeniyle, beyin ödemi ya da hipoksi (dokuların oksijensiz kalması) sonucu beyninin nekrozu (hücre ölümü) halinde, beyin fonskiyonlarını yapamaz hale gelir.Bu durumda bilinç kaybolur, reflekslerbüyük oranda kaybolur ve ek olarak beyin sapının da hasarı ile kendiliğinden solunumun durur, göz bebekleri büyür veEEG aktivite kaybı görülür. Genel olarak başa ya da kalp gibi hayati organlara gelen ağır darbeler, yaralanmalar, kan kaybı, şok, oksijensizlik, ödem vb. durumlarda gerçekleşir.

Beyin ölümü tanısını esas olarak 4 branştan oluşan beyin ölümü tespit kurulu koyar. Kurul nöroloji, nöroşirürji, anestezi ve kardiyoloji uzmanlarından oluşur. Bu tanının konması, geri dönüşü mümkün olmayan bir ölüm sürecinin başladığı anlamına gelir. O sırada kalp çarpıyor, solunum makineler yardımıyla sürdürülüyor olsa bile beynin kalıcı hasar gördüğü ve kişinin yaşama geri dönme olasılığının kalmadığı kabul edilmiş olur.  Tanıyı kesinleştirmek için apne testi (pasif oksijen verilerek respiratörün birkaç dakika çekilmesi ve spontan solunumun gelmediğinin kontrolü, kan gazı bakılabiliyorsa pCO260 mmHg olmasına rağmen spontan solunumun bulunmaması) yapılır.

Eğer kişinin daha önceden kendi rızası da varsa ve yakınlarının da itirazı yoksa organları başka bir insana nakledilebilir.Beyin ölümü tanısı ve buna bağlı olarak organ bağışı birçok ülkede yasalarla standardize edilmiş, kesin kurallara kanıtlara dayalı kurul kararlarına bağlanmıştır. Tamamen bilim dünyasının, bilim adamlarının belirledigi prensiplere bağlı olarak işleyen bir tanı süreci söz konusudur. Beyin ölümü kişinin artık yaşama dair neredeyse hiç fonksyonunun kalmadığına dair bir belirteçtir. Kalp durmasa bile kişinin tekrar hayata döndürülmesi imkansızdır.

 

Diyanetin organ bağışına yaklaşımı nasıldır ?

Müslümanlık organ bağışı konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıktır ve organ bağışıyla hayat kurtarmanın sevap olduğunu bildirmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 1980 yılında aldığı karar şöyledir: “Başkanlığımız Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 6.3.1980 tarih ve 396 sayılı uzun kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Bu karara göre organ nakli için şu şartlara uyulması gerekmektedir.

  1. Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayati bir uzvunu kurtarmak için bundan başka çarenin olmadığının mesleki ehliyet dürüstlüğüne güvenilen bir tabib tarafından tesbit edilmesi.
  2. Hastanın bu yoldan tedavi edileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması.
  3. Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması.
  4. Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.

Sizin organınızı vereceğiniz kişinin yaptığı iyi ve fenalıklardan tamamen kendisi sorumludur.”
Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm ve diğer dinler de, organ bağışını insan sevgisinin bir parçası olarak kabul etmektedirler ve bu alandaki çabaları destekledikleri gibi, din kurumları organ bağışının yaygınlaşması için özel çabalar yürütmektedirler.

 

Ülkemizde organ bağışının başarısızlığının ana sebepleri nelerdir?

Ülkemizde onbinin üzerinde organ bekleyen hasta mevcuttur. Türkiye’de ani ölüm sayısı yılda ortalama 60-70.000 arasıdır. Buna karşılık kadavradan organ nakli sayısı çok azdır.

 

Burada şu hususlar etkilidir:

Toplum organ bağışı kavramını tam olarak bilmemektedir. Organ bağışı evrakını imzaladığı zaman, kendisinden organ isteneceğini sanmaktadır. Oysa organ bağışı ölümden sonra, gerçekleşebilecek bir vasiyettir.
Toplumumuzda sağlık bilinci ve paylaşma kültürü yeterli düzeye ulaşmamış, sorun yok iken önlem alma, benim de başıma gelebilir kavramları gelişmemiştir. Bu nedenle organ bağış evrakları doldurulmamaktadır.
Organlarımız ölüm halinde birkaç dakikada kullanılmaz hale gelmektedir. Bu nedenle ancak beyin ölümü hastane koşullarında gerçekleşenler organ bağışı için uygundurlar. Evlerinde ölmüş kişilerin organları nakil için uygun değildir. Beyin ölümü olanlar ise özel koşullarda hastanelere yetiştirilmeli, hastanelerde yoğun bakım ünitelerinde cihaz ve personel olmalıdır. Özellikle trafik kazası, yaralanma durumlarında hastaneye ulaşım için özel ambulanslar, helikopterler, hastanelerde boş yoğun bakım yataklarının sayısı yetersizdir.
Hasta yakınları, hastamız organ nakli programına dahil edilirse, gerekli bakımı yapılmaz düşüncesinde olabilmektedirler. Oysa, organ bağışı ekibi tamamen farklı bir ekiptir ve tedavi eden ekip ile hiçbir ilişkisi yoktur. Tedavi eden ekip için en önemli konu hastasının hayatını devam ettirmesidir. Ancak bunun münkün olamadığı durumlarda, dört kişilik bir ekibin kararı ve bazı özel testlerin yapılması sonucu bazen beyin ölümü teşhisi kaçınılmaz olmaktadır.
Hasta yakınları ağır bir hastalık, kaza sonu kaybettikleri akrabaları için hastanede çok yoğun bir mücadele vermekte, maddi ve manevi travmalara uğramaktadırlar. Bu arada hastane çalışanları, doktorlar ile olan frotmanlar nedeni ile içinde bulundukları acı içinde organ bağışı onayını vermemektedirler.
Hasta yakınlarında gözlenen başka bir kaygı, organ bağışına izin verildiği takdirde, akrabalarının vücudunun parçalanacağı, zarar göreceğidir. Oysa, organ bağışı için kullanılacak organlar birer mücevher kıymetindedirler. Organlar, ameliyathane şartlarında, çok özen ile çıkarılmakta ve birçok hayatı kurtaracak bu bedene büyük saygı gösterilmektedir.

 

Toplumda organ bağışı bilinci nasıl artırılabilinir?

Okullarda organ bağışı konusunda gençleri bilgilendirici dersler konulmalıdır. Dinayet işleri sık sık organ bağışının dinen uygunluğunu vurgulamalı ve yaygınlaştırılmasına çalışmalıdır. Organ bağışı yapanların aileleri devlet tarafından uygun şekilde desteklenmelidir. Uygun ambulans ve helikopterler ile ağır yaralıların, olay yerinde ya da hastaneye gelmeden ölmeleri engellenmelidir. Hastanelerde uygun makineler ağır yaralılar için boş tutulmalıdır. Hasta yakınlarına gerekli bilgi ve destek verilmelidir. Medya organ bağışını çeşitli günler, olaylar nedeniyle hep gündemde tutmalıdır. Hekimlere özellikle acil serviste çalışanlara, organ bağışı konusunda özel eğitimler verilmeli, hastanelerde koordinasyon merkezleri oluşturulmalıdır. Devlet sağlık politikası olarak, organ bağışına karşı bir belgesi ya da vasiyeti olmayan herkesin organ bağışcısı olarak  kabulü sağlanmalıdır.

 

Ben ne yapabilirim?

Siz ölürken başkasına hayat olabilirsiniz, onun yaşamasını sağlayabilirsiniz. Bunun için:

  • Yeni ehliyetiniz var ise, burada organ bağışı yaptığınıza dair işareti koyabilirsiniz.
  • Daha önemlisi ailenize bu vasiyetinizi vurgulayarak iletebilirsiniz.
  • Eğer ehliyetiniz eski tip ise onu hemen değiştirip, onayınızı verebilirsiniz.
  • Ehliyetiniz  yok ise, Çocuk Böbrek Vakfı organ bağışı kartını bastırıp, cüzdanınızda taşıyabilirsiniz.